Aynadaki kadın…

Engin Deniz doğduğunda yirmi beş yaşındaydım.

Annem çalışıyordu, o zamanlar bir bakıcım da yoktu.

Üzerimde mama lekeleriyle yaramaz oğlanın peşinden koşar, bir yandan yemek pişirip misafir ağırlar, bir yandan bahçeyi sulayıp köpeğimiz Çiko’yu yıkardım…

Domatesi, naneyi, semizotunu filan kendimiz yetiştirirdik…

Ev ahalisi pek hareketli ve pasaklıydı, çamaşır makinesi her gün çalışırdı…

Çoğu zaman babamız zıpkınla balık avlayıp getirirdi. Ya da ahtapot…

Denizden çıkan her şey lezzetlidir, ama temizlenip ayıklanması ve pişirilmesi daha bir zahmetlidir, bilirsiniz…

Akşam yemeği sofrası toplanıp oğlan uyuduğunda, ayaklarımı uzatıp televizyonun karşısına serilirdim…

Yorgunluktan her yerim sızlardı…

O yıllarda, saçlarımı erkek gibi kısacık kestirmiştim. Fönle, boyayla uğraşacak zamanım olmazdı çünkü…

Hayatımın bir dönemi böyle geçmişti…

Hep hareketli, hiçbir günün bir diğerine tıpatıp benzemediği, yorucu, inişli çıkışlı…

Ama çok mutlu yıllardı.

On yıllık bir zaman diliminin ardından, yeniden anne olduğumda, hayatım epey değişmişti artık…

Belki Tanrı beni bir değil birkaç ömre sığacak kadar fazla sınavdan geçirdi…

Belki benim hayatımın romanı, herkesinkinden daha fazla episod içeriyordu, böyle yazılmıştı…

Nedenini bilmiyorum…

Kendimi bir değil birkaç hayat yaşamış gibi hissediyorum hep.

Durduğum yerin çevremdekilerden daha başka bir nokta olduğunu seziyorum…

Olaylara verdiğim tepkiler, herkesinkinden daha bir başka oluyor…

Aslında neşeli ve komik bir kadın olmama rağmen, yaşamın içinde karşılaşılan kırılma noktalarında fazla soğukkanlı oluyorum…

Öyle ki “soğuk“ hatta “kibirli” sanıyorlar beni. Tanımayanlar yani.

Her neyse…

İkizlerim doğduğunda, benliğim, özüm, on yıl öncesiyle aynıydı belki… Ama aynada gördüğüm daha farklı bir kadındı.

Şık giyinen…

Tanınan…

Hastaneye sessiz sedasız gittiği halde, doğum yapacağı aynı gün gazetelerin birinci sayfasında yer alan…

Bebeklerine bakmasına yardım edecek “bakıcıları” olan.

Yine aşık, yine mutlu, yine heyecandan, uyuyan bebeklerini seyretmekten gözünü uyku tutmayan…

Ama “farklı” bir kadın.

Hayat denilen bu yolculukta, uğradığım değişimlerin sonu yok belki…

Geriye dönüp baktığımda, kendimde hiç değişmeyen şeyler de görüyorum ama…

Mesela, kalbimin götürdüğü yere gitmekten hiç vazgeçmedim…

Bir kadın, aynaya bakmaktan hiç vazgeçer mi?..

Asla.

Bugün yine bakıyorum…

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” derler ya…

Yine farklı birini görüyorum aynada…

Öncekinden daha “cool” biri. Biraz daha olgun sanki. Kırkına merdiven dayamış olduğu belli…

İronik bir tebessüm var dudaklarında. Ona yakışıyor gibi…

Aynadaki kadın da bana bakıyor…

Çocuklarımızla kurduğumuz düzenimizden, işimizden gücümüzden, hayatımıza dair hemen her şeyden memnun gibi görünüyoruz…

Ama, taşların henüz tam olarak yerine oturmadığını, yakın gelecekte önümüzde katedilmesi gereken yollar olduğunu ikimiz de biliyoruz…

Aynadaki, konuşuyor benimle…

“Fazla takma kafana” diyor. “Her şey nasip kısmet…”

Bu söylediğini çok keyifli buluyorum…

Aynı zamanda esprili.

Ne yalan söyleyeyim, bu aynadaki yeni kadına pek kanım kaynadı benim!

Reklamlar
Bu yazı Deniz Ugur içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Aynadaki kadın…

  1. büşra dedi ki:

    vayyy çokk güzel olmuş ruh halini yaşamını çok iyi özetlemişsin=))

  2. Aysun aliogullarri dedi ki:

    Cook begendim cok samimi

  3. Selda Türkoğlu dedi ki:

    Bi insan doğru kelimeleri kullanarak kendini ancak bu kadar yalın anlatabilirdi.Hayat hepimizin omuzlarına bi takım yükler yüklüyo kimimiz bu yükü kaldırıyoruz kimimizde pes edip depresyondayım diye kendimizi ordan oraya savuruyoruz sen bu yükü çok güzel yüklendin Allah yüreğinin büyümesini hiç durdurmasın sende kocaman bi yürek var belli :))))))

  4. ÇİĞDEM AKDEMİR dedi ki:

    kanım kaynadı evet…
    ama aynadaki ben biraz ürküttü beni…
    çekindim yeni görüntümden, bakımsız, salaş, kendini umursamaz tavrımdan…
    annelik iç güdüsü altına bürünmüş, onlar gibi yeni doğmuş benden….
    evet ısınmalıyım bu halime…
    artık kendime göre değil…
    benden esinlenerek yaratılmış sizlere ait bir yaşamın parçasıyım…
    o yüzden farklılaştım çünkü artık anneyim…
    çünkü artık yaşam sebebim farklı…
    çünkü artık ben yalnız değilim…..

    ufak bir ekleme yaptım kendimce… bir anne olarak… ufak bir bükle döktüm yüreğimin kıyısından… sizin kadar kelimeleri oturtamasamda yerine… içimden geldiği gibi karaladım içimi…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s